VOL 3: KANDİDA’NIN DÖNÜŞÜ

“O kadar da kolay değil!”

Evet, Candida’nın bana söylemi buydu. 3 Ocak’ta başladığım kürün 6. Ayını dolduruyorum ve bu baş belası matmazel 6 ayın 4 ayında benimleydi, şu an da misafirim, maalesef.

Burada yayınladığım yazılardan ve özelden sorular, mesajlar alıyorum. Herkeste aynı dert, bitmiyor! Sonu gelmiyor bu meretin. Gerçekten mi? Gerçekten hayatım boyunca bu acı verici kaşıntılarla ve zihin yorgunluğuyla mı yaşayacağım biri bana söylesin!

İsyanım bir kenarda dursun, son yazıdan bu yana neler yaşadım anlatmak istiyorum, zira güzel farkındalıklar ve “yetmezmiş gibi sen de mi!!” dedirten anlar yaşadım. Buyrun efendim…

Sistit mi? O da ne!!!??

Eveeeeet, hikayemiz elbette ki köhne bir candidanın esiri olmakla kalmayacaktı, değil mi? Eğlenceli, daha da kıvrak şen şakrak bir şeyler lazımdı! Ben de oturdum düşündüm ve sistitin hayatımda ne eksik bir şey olduğuna karar verdim (!). Candidanın sakinleşmesinin ardından bir kaç gün geçmişti ki reglim başladı. Lakin ilginç bir şekilde G noktamda ilginç bir uyarı sistemi hakim.. Hayy Allah! Sürekli uyarılmış (azmış) şekilde dolanmak emin olun ilginç bir his. Aklıma seneler önce gazetede okuduğum, bir kaç dakikada bir orgazm olan ve bundan kurtulamayan (!) kadının hikayesi geldi. Aman Allah’ım yoksa ömrüm boyunca azgın olarak mı gezeceğim! Hani orgazma geçiş yapsam neyse ama sürekli o en uçta gezinmek çok can sıkıcı!

Neyse efendim, bir kaç saat geçti, e az biraz regl sancım da var, uyudum. Uyandığımda his artmıştı ve bu durumdan şüphelenen ben hemen google amcaya danıştım. “Tuvalete çıkma hissi” olarak arattığımda önümde koca harflerle o yazılıydı:

SİSTİT.

Heh! Bir sen eksiktin!
Hemen hastaneyi arayıp ürolojiden randevu aldığımla bir saat sonrasında idrar örneği veriyordum. Tabii en eğlenceli kısmı es geçmemeliyim: Doktora durumumu anlatışım aynen şöyleydi:

“G noktamda sürekli bir uyarılmışlık hali var doktor bey..” 🙂

Sonraki bir saat içinde sonuçlar durumu doğruladı, sistit olmuştum. Antibiyotik ve o hissi yaşamamam için kas gevşetici bir ilaç daha verdi. Tabii ilaç kullanmak istemeyen ben, Onur Bey’e danıştım. Böylesi durumlarda ilaç kullanmanın yararlı olduğunu, ayrıca sistit için bitki karışımı yapacağını ve hemen seans için gelmemi söyledi. Hastaneden çıktığım gibi ofisine gittim. Oldukça endişeliydim, zira bu his çıldırtacak dozdaydı. Seansın ardından hafifleyen kasılmalarla eve gittim ve antibiyotiği ve diğer ilacı kullanmaya başladım. 1-2 saatlik çılgın azmışlık hissinden sonra en sonunda yatışmış bedenimi uykuya teslim ettim.

Doktorun bana verdiği doz günde 1 antibiyotik olmasına rağmen Onur Bey’in tavsiyesi ile dozu yarıma düşürdüm ve 1 hafta kullandım. Diğer kas gevşeticiye ise hiç gerek kalmadı, sadece ilk gün aldım ve tekrarlayacak mı diye bekledim, her hangi bir olumsuzlukla karşılaşmayınca devam etmedim. Bir de elbette bitki karışımını içmeyi de o hafta boyunca ihmal etmedim. Haftanın sonunda tahliller tertemizdi, ve bir  daha karşılaşmamak üzere sistite bye bye dedim.

Durum vaziyet bu iken candida ne alemde ona bakmak lazım gelirdi elbet. Eh, haliyle 1 hafta bedenimdeki iyi-kötü her şeye musallat olan “antibiyotik canavarı”nın ne gibi bir tahribata neden olduğu bir kaç güne kalmadan belli oldu: Candida is back! (Candida geri döndü).

Tam da yurt dışına yolculuğa çıkacağım günlerde başlaması bana başka bir hava getirdi, ne yalan söyleyeyim. Oldukça manidar bir zaman dilimine düştüğünü elbette ki yadsıyamam. Tam da o hafta ISTA (International School of Temple Arts)’nın bir haftalık eğitimi için İsrail’e gidecektim. Eğitim “Spiritual Sexual Shamanic Experience” (Ruhsal Cinsel Şamanik Deneyim) adı ile anılan feminen ve maskülen enerjiler üzerine yoğun bir program. Dişiliğim ile candida arasındaki bağlantıları “deşmek” için bulunmaz fırsattı! Sanırım candida olmadan oraya gitsem bir şeyler eksik kalırdı :)Eğitimin ayrıntılarına burada girmeyeceğim, lakin hayatımı değiştiren bir hafta olduğunu da söylemeden edemem. Oldukça güçlü ve “cinsellik” içerikli yoğun bir program. Kutsal cinsellik, şamanik öğretiler ve ruhsal deneyimlerle örülü derin bir hâllenme diyebilirim.

İsrail’den geldikten sonraki hafta Sachie Tsuyuki’nin Qi Gong eğitimine katılmaya karar verdim. Onur Bey bu konuda oldukça ısrar etti, katılmamın faydalı olacağına inandığını da ekledi. Öyle oldu. 2 günlük yoğun bir Qi Gong uygulama süreci bana çok şey kattı. Candida ile ilgili büyük bir farkındalığın yanı sıra dinginlik, yavaşlık ve hız/gerginlik hallerini yakalama farkındalığını kazandım. Qi Gong’un temel prensibi Dantian’i güçlendirmek. Bu noktanın göbek deliğinin iki parmak altında olduğu var sayılıyor ve kişinin merkezi olduğuna inanılıyor. Sachie’nin derste söylediği bir şey oldukça anlamlıydı:

“Ateş zihinlere sahibiz. Toplum olarak (genel insan toplumundan bahsediyor) baş bölgemiz ateş elementini yansıtıyor. Alt, genital bölgemiz ise su elementi. Ancak tam tersi olmalı. Ateşi, enerjiyi Dantian’e indirmeli ve suyu başımıza çıkarmalıyız (burada ‘ayağını sıcak tut, başını serin’ örneğini verdi). Dantian ateş üretir, böylece yaratıcı niteliğine kavuşur. Başı serin tutmalıyız. Su elementi dinginlik, hakimiyet ve özümsemeyi getirir. (Beni göstererek) Candida ile ilgili durum da böyledir. Candida’nın doğası nemli ve soğuktur. Mantar ıslak, karanlık ve soğuk yeri sever. Eğer ateşi aşağıya indirirsen onu kurutursun.”

Bu söyledikleri öyle anlamlıydı ki. Her şey zihnimde yer buldu ve ışıklar yandı. Dersin sonuna doğru bire bir çalışmamızda da önemli bi notu oldu benim için.Qi Gong’un olağan duruşunda bacaklarımı kapamaya yöneldiğimi söyledi. “Bacaklarını Dantian’den itibaren aç. Güvende hissetmiyorsun, güvende hisset ve bacaklarını aç.”

Gözlerinin içine gülümseyerek baktım ve “korkuyorum,” dedim. Evet, her şey ortadaydı işte, korkuyordum bir şeylerden. Geçmişimden, duygulardan, hissetmekten, hissetmemekten…

ISTA ve Qi Gong süreçlerinin arka arkaya gelmesi yoğun bir düşünme haline soktu beni. Aslına bakarsanız hala o haftayı sindirme sürecindeyim. İsrail’den geldikten bir hafta sonra vajinal yangılar ve kaşıntı geri geldi. Sonra bir kaç gün duruldu, yeniden daha güçlü bir şekilde geri döndü. Diyetime aynen devam ediyorum. Bitki karışımlarını içiyorum. Arada seanslara da devam, lâkin baş belası yine ve yine orada!

Lokal kaşıntı için hazırladığımız yağ karışımı da şu günlerde pek etkili olmuyor. Şu anda tek etkili şey güneşlenmek. Çıplak güneşleniyorum. “Mantar ıslak, karanlık ve soğuk yeri sever” demiştik, değil mi? Ben çok faydasını görüyorum, bilginize. Ayrıca acil durumlarda sirke duşu da iyi geliyor, lakin ardından oluşan tahrişe dayanmak durumundasınız. Geceleri sarımsak koyuyorum yine. Bir de son buluşum yeni bir probiyotik kapsülü: Maflor vajinal tablet. Bu piyasaya yeni çıkmış. 8 milyar bakteri içeriyor ve muhteşem bir şey. Açıkçası bu günlerde ağır vaka olduğum için araya bir 5 günlük sarımsak kürü koydum, hemen ardından kapsüle devam edeceğim.

Velhasıl-ı kelam, ben bu işi çözmeye niyet ettim, baş koydum, inat ettim. Gereken her türlü fiziksel tertibatı uyguluyorum ve hala orada var olmaya devam ediyorsa bilinç altımda onu destekleyen ve isteyen ne artık ona bakma vakti. Candida’yı besleyen tarafım ne, korkum ne ya da güvensizliğim. Yeni yeni içeriye sızıyorum. Aylardır pek çok şeyle yüzleşmeme rağmen (anne figürü, geçmiş ilişkiler, suçluluk duygusu ve ‘masumiyet’ algısı) gidecek yolum var daha, aşikar.

Ben yine arada yazmaya devam edeceğim. Hepimize bu yolda bol şans!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s