VOL 1. YOLCULUK BAŞLIYOR

Evet, bu yazının ismi ancak bu olabilirdi: Güle güle pek muhterem Candida, nam-ı diğer mantar!

Hikâyemiz 2008 yılında başladı. Umudum o ki, bedenimde misafir ettiğim bu cismin yarattığı olumsuz tavırları azimle yok edeceğim. Bu benim için bir yaşam savaşı artık, zira hayat enerjimi emen bir vampire benzetiyorum onu, ve biliyorum ki benim dışımda pek çok kadının hayatını da bir hayli olumsuz etkileyen bir durum bu.

Candida dediğim cisim, ki kendisi halk dilinde “mantar” olarak bilinir, kendisi aslen bir tür maya. Bende yaratmış olduğu özellikli durum ise bedenimde vajinal mantar şeklinde yer almış olması. İlk başlarda bir kaç ayda bir hafif kaşıntı ve akıntı ile kendini gösteren bu meret, daha sonraları (başladıktan yaklaşık 1-1.5 sene sonra) kronik bir hal almaya başladı. Bazen her ay regl öncesinde sektirmeden baş rolü alan candidacığım oldukça canımı sıkmaya, hayatımı zora sokmaya başladı. O yıllarda üniversitede öğrenciydim ve mâlum sınav stresiyle pek de anlaşamıyorlardı, çünkü stres candidayı oldukça etkiliyordu. Bağışıklık sistemimdeki her hangi bir dengesizlik de hemen candidanın canlanmasına ve sahneye atlamasına neden oluyordu. Bir de bunlara o dönemde yoğun olarak maruz kaldığım panik atak ve anksiyete durumlarımı eklersek durumun vahimliğini tahmin edebilirsiniz sanıyorum. Daha sonradan öğreneceğim üzere candidanın kalp çarpıntısı yaratma olasılığından haberdar değildim elbette o zamanlar. Anksiyetenin ilerlemesi ile candidanın vücuduma yerleşmesinin doğru orantılı olduğunu hiç bir zaman fark edememekle birlikte, kapı kapı bana uygun bir jinekolog aramaya başladım. 8 ayrı doktordan sonra umudumu yitirmeye başlamıştım, zira verdikleri ilaçların hiç bir yardımı olmuyordu. 5-7 günlük antifungal vajinal kapsül ve 7-10 günlük probiyotik kapsül… hep aynıydı. İşin kötüsü bunlar işe yaramadığı gibi her seferinde daha da güçlendiğini hissediyordum. En sonunda Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nde Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu’na başvurdum. 2010 yılından bu yana tüm jinekolojik muayenelerim için kendisine gittim ve candida sürecinde oldukça yardımı dokundu. Semptomlar başladığında kendisine gidiyordum ve uyguladığı müdahale ile hızla geçiyordu etkileri. Ancak bunların hiç biri candidanın “tekrarlamasını” engellemiyordu. Cem Bey’in verdiği ilaçlar da yetersiz gelmeye başladı. Tahminim oydu ki candidanın bağışıklığı söz konusuydu, ya da bilmediğim ve tahmin edemediğim bir durum mevcuttu. Sonuç olarak jinekoloğumun tavsiyeleri ve uygulamaları da boşa çıkıyordu. 5 sene olmuştu ve ben hâlâ bu garip cismin esiri durumundaydım. Kendimce araştırmalar yaptım bu süre boyunca: şeker ve alkol kesinlikle tüketilmemeliydi. Mayalı besinler, çikolata, kahve, kafein de öyle. Neyse ki 14 yaşımdan beri tamamen sağlıklı besleniyordum, hatta 2006 yılından beri vejetaryendim. Şeker kesinlikle tüketmiyordum. Bol meyve, bakliyat, yoğurt (mümkün olduğunca çok yiyordum, çünkü probiyotiğin candidanın ezeli düşmanı olduğunu öğrenmiştim), sebze yoğunluklu besleniyordum. Yakın kadın dostlarımla durumumu paylaştığımla bir kaç öneri de almıştım ve arada bunları uyguluyordum: Sarımsak ve yoğurt tamponu. Sarımsak konusuna çok yaklaştığımı söyleyemem o vakitler, ancak yoğurda buladığım tamponu vajinaya yerleştirmek beni oldukça rahatlatıyordu. Tabi bu tamponu 1 saatten fazla tutmuyordum, ki bunun çok çok yetersiz olduğunu da çok sonraları öğrenecektim.

Bu süre zarfında anksiyete ve candidaya ek olarak 2011 yılında IBS (İrritabl Bağırsak Sendromu) tanısı da konuldu. Yanlış uygulama sonucunda (video kapsül kolonoskopi nedeniyle bağırsaklarımı temizlemek için cüsseme göre çok fazla müshil verilmişti) bağırsaklarımda ne kadar iyi bakteri varsa hepsini kanalizasyon sularına dökmüştüm ve benim için çok zor bir 6 ay deneyimledim bu sayede. Bedenim çok güçsüzdü, sürekli su içme ihtiyacı duyuyordum ve günde 8-10 kere tuvalete çıkıyordum. Bu durum uzun bir süre bedenimdeki iyi bakterilerin inşasını durdurmuş oldu ve tahmin edersiniz ki candida da tam bu dönem itibariyle güçlenmeye başladı. Sonraki seneyi biraz rahat geçirmeme karşın 2013 yılı itibariyle iş stresimin artması ve kişisel hayatımın karmaşıklaşması ile yükselen gerginliğin etkisiyle anksiyete, kalp çarpıntıları ve candida eskisinden de güçlü olarak geri geldiler. Artık bu konuda ümitsizdim, zira jinekoloğumun verdiği ilaçlar da hiç bir etki yaratmadığından dolayı tamamen zamana bırakmıştım artık her şeyi. Ömrüm boyunca bu meretle yaşamak zorunda olduğumu düşünüyordum.

Tüm bunların olumsuz duygularını barındırırken 2013 yazının sonunda çok sevdiğim bir arkadaşım aracılığı ile bir doktorla tanıştım. Geleneksel Çin Tıbbı doktoru olan Dr. Onur Aydınoğlu ile ilk başta bel ağrılarım için görüşüyorduk. Uyguladığı teknikler ve verdiği tavsiyeler sayesinde bir kaç gün içerisinde bel ve sırt ağrılarım tamamen yok olmuştu. 2013 Kasım gibi başladığımız tedaviler kısa sürede bedenimi yenilememe neden olmuştu, ancak bir yandan candida durumu da devam ediyordu. En sonunda bu konuda da Aydınoğlu’na danıştım. Anksiyete durumumdan haberdardı ve candidanın da bu çarpıntılarla çok alakalı olabileceğini ve hemen bir küre başlamam gerektiğini, böylece kısa sürede bağışıklık sistemimi de güçlendirerek mantarın olumsuz etkilerinden kurtulabileceğimi söyledi. Bunun yanında “kan tıkanıklığı”ndan bahsetti, candidaya ve diğer poblemlerime yol açan sorunun da bundan kaynaklanabileceğinin altını çizdi. O sırada şehir dışındaydım ve tekrardan İstanbul’a gittiğimde kendisiyle görüşene dek bu kürü uygulayacaktım. Oldukça heyecanlanmıştım, zira o zamana dek hiç bir tıbbi girişimin etkili olmadığını deneyimleyen ve kanıksayan ben için elbette ki doğal yöntemlerle bu şeyden kurtulmak harika olacaktı! Ayrıca kendisi bu konuları da içeren, bireyselleştirilmiş ve bütünsel beslenme üzerine bir kitap yazıyor şu sıralar. Senelerdir (yaklaşık 15 senedir) her türlü beslenme yaklaşımını didik didik etmiş benim gibi birisi için böyle bir yaklaşımın dile getiriliyor olması da iç rahatlatıcı bir durum.

Özellikle bir kaç nokta üzerinde durdu:
Karbonhidrat, şeker ve fermente ürünler. Bunlara şimdi hayatımın üç sac ayağı olarak bakıyorum. Gerçekten de hastalığınız ya da sorununuz ne olursa olsun herkesin dikkat etmesi gereken 3 temel şey bunlar bence. Tavsiyelerini listeye döktü ve hiç zaman kaybetmeden uygulamalara başladım. Bu liste şunları içeriyordu:

– Şekeri minimuma indir (kuru meyve ve meyve suları dahil)
– Tüm beyaz un/ekmek mamüllerini minimuma indir (makarna, börek, kurabiye…)
– Tüm tahıl ürünlerini az tüket.
– Fermente gıdaları bol miktarda tüket:
• Kefir (günde 1-2 bardak)
• Pancar kvass (günde 2-3 bardak)
• Sauerkraut + diğer fermente sebzeler (günde 1-2 kase)
• Kombucha (günde 1-2 bardak)
– – Kemik, ilik, paça suyu – her gün 2-3 bardak (kolay hazımlı yüksek kalite protein ve mineraller – besleyici ve bağırsak dokusu be florasının iyileşmesine üstün destek)
– Sakatat (ciğer, böbrek, yürek) – et olarak tüket (toksin açısından hayvanın en temiz kısımları, besin yoğunluğu ve hazmedilebiliği en yüksek et seçimi)
– Her öğünde bol miktarda yeşil sebzeler ve otlar – çiğ ve pişmiş – (bakteriyel flora, proteinlerin hazmı ve bağırsak kimyasının düzenlenmesi, ayrıca bitkisel besin yoğunluğunu arttırmak için)
– Kekik çayı (gün boyu istediğin kadar)
– Solgar Multi-billion dophilus – 2 hafta boyunca her gece 1 kapsül vajinaya uygula.
– Beslenmede iyi yağları arttır – ghee, zeytinyağı, tereyağı, ve özellikle Hindistan cevizi yağı (son derece antifungal – günde bir çorba kaşığı)
– Ayrıca kan şekerini dengelemek ve insülin metabolizmasını dengeleyerek hormonal ve bağışıklık sistemlerine desteği arttırmak için öğün aralarında ve geceleri atıştırmayı kes ve ara öğünleri minimize et (et suları, probiyotik içecekler ve bitkisel formül dışında)

Reçeteyi uygulamaya 3 Ocak 2014 tarihinde başladım ve 15 gün boyunca sıkı küre devam ettim. Küre başladıktan bir kaç gün sonra ağır akıntı ve kaşıntılarım başlayınca Aydınoğlu’nun tavsiyesi ile sarımsak uygulamasına başladım. 4 gün boyunca vajinaya sarımsak fitili yerleştirdim (yapılışına son bölümde yer vereceğim). Sonrasında ise 2 gün probiyotik (solgar) kapsül ve 2 gün sarımsak olmak üzere 15 gün devam ettim. Sarımsak çok güçlü bir antifungal olduğundan dolayı uygulamaya başladığım günden itibaren rahatlama başladı. Yakması konusunda kafanızda soru işareti oluşmasın, çünkü içeri yerleştirdiğinizde hiç bir şey hissetmiyorsunuz, sadece yerleştirirken dış dudaklara değerse yanma oluşuyor. Gerçi şu da var ki, dış bölgede fazla kaşıntı olmasından dolayı sarımsak sürmeye dahi başladım ve sarımsağın “Canesten” gibi antifungal kremlerden en az 10 kat daha güçlü olduğunu söyleyebilirim 🙂 Yalnız uyarayım, acı eşiğiniz yüksekse bu işe girişin, zira oldukça yakıyor.

Bu reçeteye dahil edilen bir kaç şey daha oldu: yine doktorumun tavsiyesi üzerine Bioastin (antioksidan destek ürünü – günde 2 tane) kullandım bu süre boyunca, çünkü kendisinin belirttiğine göre candida ölürken (ki şeker ve karbonhidratı kestiğimiz anda bu meret çığlıklar atmaya başlıyor) arkasında toksin bırakıyormuş ve antioksidan kullanarak onun oluşturabileceği olumsuz etkileri minimuma indirmeyi hedefledik. Bunun yanı sıra BifidoMix probiyotik kapsülü (ağızdan günde 2 tane yatmadan) aldım ve hepsine ek olarak bir de benim için hazırladığı bitkisel bir formül de eşlik etti diyete. Aynı zamanda vajinaya saf Hindistan cevizi yağı sürmemi de önerdi, çünkü sarımsağın yarattığı tahrişi iyileştirmede etkili imiş ve ayrıca da antifungal ve antibakteriyel.

Şimdi gelelim bu 15 günlük kürde ne yiyip ne içtim, neler yaşadım, nasıl dönüştüm 🙂

“CANDIDA BYE BYE DİYETİ GÜNCESİ”

1. Gün (3 Ocak 2014)

İlk günden “sıfır” karbonhidrat (bakliyatlar dahil) ve “sıfır” şekere (meyve, kuru meyve, meyve suyu dahil) geçiş yaptım. Kahvaltıda salata, yumurta, peynir, avokado ve çiğ fındık- çiğ badem yedim. Ne yalan söyleyeyim bunlarla doyabileceğimi düşünmezdim, ancak sanırım ekmekle kuru yemişlerin yerini değiştirebilirim. Gerçekten de tok tutuyorlar ve ekmeği aratmıyorlar.

Kahvaltı sonrası baş dönmesi ve bir anda basan “açlık” nedeniyle dayanamadım ve 1 çay kaşığı harnup pekmezi çaldım ağzıma, saniyesinde iyi hissettim. Bu kan şekeri ne menem bir şeydir! Gün içerisinde bir tane küçük muz yedim. Aralarda bolca paça suyu, pancar kvass, sauerkraut, kuruyemiş ve peynir atıştırdım. Durmadan acıkıyorum. Öğlen salata ve kuzu haşlama, akşam ise paça, salata, et yedim. Gece sarımsak tamponu uyguladım.

2. Gün (4 Ocak 2014)

Sersem gibiyim. Şeker tüketmemek yavaştan vuruyor. Evin içerisinde şeker muadili ne alabilirim diye dolanıyorum. Aklıma tarçın geldi! Tarçınlı yoğurt muhteşem bir çözüm sundu bana. Hem şekerimi dengeliyor, hem de antibakteriyel. Akşam üstü yeniden baş dönmesi yaşıyorum. Bu sefer de aklıma hünnap geldi, 5 tane hünnap yedim.

Kahvaltı olarak çift yumurta, avokado, peynir, salata ve kuru yemiş. Öğle atıştırmalığı bol ceviz, peynir, sauerkraut. Akşam ise paça, böbrek ve billur, salata. Gece sarımsak tamponu uyguladım.

3. Gün (5 Ocak 2014)

Oldukça yorgun uyandım. Kahvaltıdan sonra biraz bahçe işlerine yoğunlaştım, ancak evin içine girdiğimde kendimi kanepenin üzerine yığılmışken buldum. Zihnim dingin ve canlı olmasına rağmen bedenim şimdiye kadar olmadığı şekilde yorgun hissediyordu. Annem hemen kemik suyu ısıttı, kemiğin içindeki tüm iliği de bu suyun içine karıştırdı. Kemik suyunu kaynatırken sarımsak ve kekik de koymuştum, oldukça lezzetli olmuştu zaten, ama ilikle birlikte bomba bir karışım oldu! Yanında da çok küçük bir parça ekmeğin üzerine 2 diş sarımsak ezip koydu. Evet 3. günüm ve bu ilk ekmeğim. Hoş, sonuncu oldu zaten.

Doktorumun verdiği bitki karışımına çok yaklaşamamakla birlikte (günde 6 kaşık içmemi söyledi ama ancak 2 kaşık içebiliyorum) diğerlerini mümkün olduğunca düzenli uygulamaya çalışıyorum. Ancak o kadar çok şey yiyip içmem gerektiği düşüncesi ile biraz (!) stres olmuş durumdayım. Gece yine sarımsak tamponu uyguladım.

4. Gün (6 Ocak 2014)

Dünden çok farklı değilim. Çoğu zamanım yatarak ve dinlenerek geçiyor.
Sabah kahvaltısında bol peynir, avokado ve salata, kuruyemiş yedim. Öğleye kadar sürekli atıştırdım, öğle yemeği olarak böbrek, yoğurt, salata; akşam ise paça, salata ve sauerkraut. Akşamları kalp çarpıntıları başlıyor, iki gündür böyle. Tamamen psikolojik olduğuna inandığımdan önemsemiyorum ama işleri çok kolaylaştırdığını söyleyemem.

Gece tekrardan sarımsak tamponu uyguladım.

5. Gün (7 Ocak 2014)

Güne harika uyandım! Kahvaltı sonrası deniz kenarında yürüyüşe çıktım. Yürürken içimden “Kaç kaplan gücündeyimdir ki..?” diye sorarken buldum kendimi! Evet evet 4 kaplan gibi! Bu inanılmaz bir his!

Sabah kahvaltıda organik sosisli yumurta, yeşillik ve kuru yemiş. Öğle yemeğinde paça ve akşam yemeğinde pancar otu kavurması, salata ve ciğer.

Gece probiyotik kapsül tamponu uyguladım.

6. Gün (8 Ocak 2014)

5.5 kaplan gücüyle güne başlıyorum 🙂 Hava güneşli ve içim enerji dolu! Sanıyorum eşiği geçtim, çarpıntılarım da yok oldu.

Kahvaltıda bol peynir, yeşillik, kekik çayı ve kuru yemiş. Öğle yemeğinde sauerkraut, ciğer ve yeşillik. Akşam için sebze yemeği (tereyağlı), salata, yoğurt ve kuruyemiş.

Gece yine probiyotik kapsül tamponu uyguladım.

7. ve 8. Günler (9-10 Ocak 2014)

Enerjim gittikçe yükseliyor. Bedenimi çok güçlü hissediyorum. Şeker ve karbonhidrat arayışım günlerdir hiç yok. Sanırım bu şekilde yaşayabilirim! Gece sarımsak tamponuna devam!

9. Gün (11 Ocak 2014)

Candida geri geldi! Hafif kaşıntı mevcut, ama yılmayacağım. Biliyorum ki son çırpınışları. Yapmam gerekenleri yapmaya devam ediyorum. Bir anda mucize beklemiyorum zaten. Hayatıma nasıl girdiyse öyle çıkıp gidecek. Sabırlıyım neyse ki… Gece yine sarımsak tamponu uyguladım.

Kahvaltıda yumurta, yeşillik, kekik çayı, peynir ve kuruyemiş. Öğle yemeğinde yoğurt, kuruyemiş, brokoli. Akşam yemeğinde balık ve salata.

10. Gün (12 Ocak 2014)

Enerjim yüksek olarak uyandım. Kaşıntı artarak devam ediyor ve akıntı başladı. Beslenmeme aynı titizlikle devam ediyorum. Akşama doğru enerjim biraz düşüyor. Bu süreç sadece bedenimin değil, aynı zamanda zihnimin de dönüşümünü içeriyor. Tam bir “detoksifikasyon” diyebilirim. Zihin-beden-ruh bir arada temizleniyor gibi hissediyorum. Bu oldukça zorluyor beni aslında, ama buna hazır olmasam başlamazdım, değil mi?

Kahvaltıda peynir, kuruyemiş ve yumurta. Öğle yemeğinde kemik suyu, salata, sauerkraut. Akşam yemeğinde balık ve salata.

11. Gün (13 Ocak 2014)

Enerjim yükselmeye devam ediyor. Kaşıntı ve akıntı daha da arttı. Sürekli sarımsak uyguluyorum: geceleri tampon, gündüzleri suyunu sürüyorum. Oldukça acı verici ama işe yarıyor. Bitki karışımını kullanamıyorum, tadı tam bir felaket! Fermente ürünlerimi hiç aksatmadan devam ettiriyorum.

Sabah kahvaltısı olarak yumurta, salata, peynir, kuru yemiş ve kekik çayı. Öğle yemeği olarak işkembe, akşamüstü sauerkraut ve peynir, kuru yemiş. Akşam tahin soslu yürek ve salata.

12. Gün (14 Ocak 2014)

Enerjim biraz düşük uyandım. Baş ağrısı sabahtan vurdu, gün boyunca aralıklarla devam etti. Su krizleri yaşadım gün boyu. Arada susuzluktan bardak bardak su içiyorum. Akşama doğru daha iyi hissetmeye başladım. Zayıfladığımı düşünerek yağlı besinlere yöneldim bugün. Sonradan bozuk olduğunu öğreneceğim tartı kilomu 38 gösterdi, apar topar kilo alma çalışmalarına başladım.

Sabah kahvaltısı salata, peynir ve kuru yemiş, kekik çayı. Öğlen brokoli ile birlikte yürek kavurma ve sauerkraut. Akşam ise bol tereyağlı karnabahar ve salata, tahin soslu.

13. Gün (15 Ocak 2014)

Enerjim oldukça yüksek. Kilomun 38 değil 42 olduğunu öğrendim 🙂 Yaklaşık 1.5 kilo almışım. Son 1 senedir 41’i geçemediğimi düşünürsek bu iyi bir başarı benim için; ve en önemlisi çok sağlıklı hissediyorum. İtiraf etmeliyim ki tartıdaki sayının psikolojim ve enerjim üzerindeki etkisi büyük 🙂 2011’de yaşadığım bağırsak sendromu etkilerini anımsadıkça kilomun azalması fikri hiç hoşuma gitmiyor.

Sabah kahvaltısı olarak keten tohumlu, bol zeytinyağlı, ceviz ve peynirli salata ve bir dilim tam çavdar ekmeği (pumpernickel) yedim. Öğleye doğru iki büyük avuç fındık ve badem, öğle yemeği olarak İnegöl köfte ve salata, akşam ise kuzu şiş ve salata.

14. Gün (16 Ocak 2014)

En sonunda “normal” denebilecek bir zihin halindeyim 🙂 Çarpıntılarım yok oldu, zihnim dingin ve baş ağrılarım yok oldu.

Sabah kahvaltısında 2 yumurta, yeşillik ve tam çavdar ekmeği (yarım dilim) yedim. Öğleyin sauerkraut, yoğurt ve kuruyemiş; akşam ise kuzu ve ot yemeği.

15. Gün (17 Ocak 2014)

Bakliyat ve tahıla hala geçiş yapmadım, bedenim bu beslenme şeklini benimsedi sanıyorum. Enerjim gittikçe yükseliyor ve çok daha güçlü hissediyorum. Akıntı çok azaldı, kaşıntı neredeyse yok. Gün boyu bir kaç kere sarımsak sürüyorum dış genital bölgeye, akşamları ise 2 gün probiyotik, 2 gün sarımsak fitile devam ediyorum.

Sabah kahvaltısında kıymalı yumurta, yeşillik. Öğle yemeğinde kuruyemiş, sebze yemeği, yoğurt. Aralarda sauerkraut, yoğurt ve peynir. Akşam ise köfte ve salata.

Bu 15 günlük kür boyunca her güne 1 bardak pancar kvass ile başlayıp (günün geri kalanında bir bardak daha içiyordum) kekik çayı ile devam ettim. Gün boyu kemik-paça suyu (1-2 bardak), 2 bardak kefir ve 1-2 kase sauerkraut tükettim. Kekik çayını fırsat buldukça içmeye çalıştım (yaklaşık günde 4-5 bardak). Meyve olarak küçük muzlardan 1 adet yedim her gün. Onun dışında şeker ihtiva eden hiç bir şey tüketmedim. Aslında meyve yemem serbestmiş ama ben bu yeme-içme konularında biraz (!) katı olduğum ve bir an önce candidadan kurtulmak istediğim için meyveye ve bakliyata dahi yanaşmadım. Kombucha konusuna gelirsem, kendisine çok samimi davrandığımı söyleyemeyeceğim. Vücudumun olumlu tepkiler vermemesinden dolayı (mide ekşimesi ve yangı) diğer fermente ürünlerimle yürümeyi tercih ettim. Dileyen günde yarım çay bardağı ile başlayarak günlük dozda devam ettirebilir.

Bu arada bu süreçte bana destek olan en önemli şeylerden biri de egzersizdi. Zaten omurgamı dik tutmak üzerine sıkı çalışıyordum, bunu sürdürdüm hatta sıklaştırdım. Toksinlerin atılmasında da oldukça yardımcı bir etken olduğunu biliyorum egzersiz yapmanın. Sabahları 15-20 dk esneme-yoga ve akşam yemekten önce 30-40 dakikalık daha ağır egzersizlerle günü tamamlıyordum. Candidanın sevebileceği pek bir şey kalmadı bedenimde aslında 🙂 Nem tamamen yok oldu. Şu aralar biraz vajinal hassasiyet yaşıyorum, lâkin bunun da kısa sürede yok olacağını biliyorum. Şehire aylar sonra yoğun münasebetim olmasından dolayı üzerime yapışan mikroplar da çok ağrıtmadı başımı, çünkü probiyotiklerim iş başındaydı!

Peki şimdi nasılım? Evet, 15 günü bitirdim, hatta üzerinden 2 hafta geçti. Yanaklarım pancar kvassın rengine büründü, bedenim 10 kaplan gücünü gördü ve bu beslenme tarzı metabolizmama o kadar iyi geldi ki aynen devam ediyorum. Bakliyat hâlâ tüketmiyorum (1 ya da 2 kere yedim) ve gerçekten aramıyorum. Yemem demiyorum, ama kök sebzeler, sakatat ve taze diğer sebzelerle kuru yemiş (çiğ fındık-badem-ceviz) o kadar iyi geliyor ki! Arada yemeye başlayacağım, bakalım nasıl bir değişim olacak enerjimde. Candida’nın bir anda yok olmasını elbette beklemiyorum, zira zaman alacaktır (3-5, belki 6-10 ay) etkilerinin yok olması. Kaldı ki zaten her birimizde mevcut olan bir şey bu ve hiç bir zaman tamamen “yok” olmuyor, lâkin bu kadar iyi adamla dolu bir ordu kurmuşken artık çok da sesini yükseltebileceğini sanmıyorum 🙂

Bu arada kürü bitirdikten ve İstanbul’a döndükten sonra Aydınoğlu’na tekrardan muayene için gittim. Daha ayrıntılı şekilde inceledikten sonra tanıyı koydu: İki katlı bir pattern (oluşum/örüntü/şekil) söz konusuydu bedenimde: Temeldeki pattern kan tıkanıklığına bağlı kan kuruması ve bu oluşumun üzerine oluşan qi tıkanıklığı ve nem birikmesi. Candida 2. kısımdaydı, yani nem birikmesine ait bir oluşumdu. Uyguladığım kür de bu nem birikmesini yok etmeye yönelikti. Nemin atılmasıyla alttaki neden olan kan tıkanıklığı ve kuruluğuna yönelik çalışmaya başladık, ki bu durum bende sık ve ağrılı adet görmeye, pıhtılı kanamaya, el-ayak üşümelerine ve vajinal hassasiyete neden oluyor. Anlayacağınız yeni başlıyoruz 🙂

Tüm bu süreçte tüm nazımı çeken aileme o kadar minnettarım ki. Annemin ilk günlerde önümde ekmek yiyememesi ve her fırsatta peşimden paça suyu ile koşturması özellikle anlamlıydı benim için 🙂

TARİFLER

Sarımsak Tamponu
İhtiyacınız olacak şeyler: Sarımsak, pamuk ip, dikiş iğnesi, bıçak.

Önce sarımsağın dış zarını soyuyorsunuz. Bu konuda ilk gece deneme yapın derim. Eğer bünyeniz çok hassassa zarı soymak yerine boydan bir kaç çizik atmak yeterli olacaktır. Eğer ilk gece her hangi bir yangı oluşmadıysa ertesi gece dış zarı soyabilirsiniz.

Sonraki aşamada dikiş iğnesine ipi geçirin ve sarımsağın bir ucundan diğer ucuna doğru iğneyi sokun ve ipin sarımsağın içerisinden geçmesini sağlayın.

Sarımsak tamponunuz hazır! Tabi bu ip işine girişmeye de bilirsiniz, ben bazen kullanmadım. Sabah kalktığınızda ve tuvalete girdiğinizde kendiliğinden de çıkıyor merak etmeyin.

Pancar Kvass

Tariflerini Onur Aydınoğlu’ndan edindiğim kvass ve sauerkraut artık soframın vazgeçilmezleri. Şarabın yerini bir kadeh kvass aldı diyebilirim 🙂
5 lt için:
1-1.5 kg pancar
1-2 kaşık tuz (isteğe göre arttırın ya da azaltın)
2/3 kahve fincanı peynir altı suyu (nasıl yapacağınızı anlatacağım)
½ kahve fincanı sirke (isteğe göre)

Pancarları soyun ve 4-6’ya bölün (büyüklüğüne göre). Büyük bir kavanoza doldurun (kavanozun tahminen 1/3’ünü doldurmalı). Diğer yanda içme suyu, tuz, peynir altı suyu ve sirkeyi karıştırın kavanozu dolduracak şekilde doldurun ve kapağını kapatın. Karanlık bir yere koyabilirsiniz.

Peynir altı suyu:

Yoğurt kasenizde biriken suyu kullanabilir ya da kendiniz yapabilirsiniz. 2 bardak sütü ocakta ısıtın. Kaynamaya başladığında altını kısın ve içine 1-2 kaşık yoğurt karıştırın. Kesildiğini göreceksiniz. Kesilen parçaları süzerek taze lor olarak kullanabilirsiniz. Geriye kalan su ise artık sizin dostunuz 🙂

Not: Pancar kvass yaklaşık 2 günde hazır oluyor. Oda sıcaklığında bu iki günü geçirdikten sonra daha serin bir yerde muhafaza edebilirsiniz.
Hazırladığınız pancarları 2-3 kere kvass yapmak için kullanabiliyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey kvass bitmeden (kavanozun dibinde 4-5 parmak suyu kaldığında) üzerine tuzlu su eklemeniz.

Sauerkraut

Sauerkraut için de aşağı yukarı aynı yöntemi uyguluyorum. Normal boy bir beyaz lahanadan bir orta boy kavanoz sauerkraut çıkıyor. En son sefer yeşil lahanadan yaptım, o da oldukça güzel oluyor. Ancak beyaz lahana kadar çabuk fermente olmuyor.

Ölçülendirmede göz kararı kullansam da pancar kvassı temel alabilirsiniz. Su gereksinimi çok daha az oluyor, dikkat edin. Ben peynir altı suyu, sirke ve tuzu önce ekleyip sonra üzerini su ile dolduruyorum.
Sauerkrautta yapmanız gereken asıl işlem lahanaları “yoğurmak” 🙂 2 büyük yaprağını ayırdıktan sonra lahanaları ince ince dilimleyin ve büyük bir kaseye alın ve yoğurmaya başlayın (hepsini yoğurmak zor oluyor o nedenle parçalara bölün ve öyle yoğurun). Amacımız yapraklarını kırarak fermente işlemini hızlandıracak ortamı hazırlamak. Sonrasında kavanoza doldurarak diğer malzemeleri ekleyebilirsiniz. En son olarak baştan ayırdığınız bütün lahana yapraklarını en üste kapak yaparak, mümkünse kenarlardan içeri doğru sıkıştırarak yerleştirin ve kavanozun kapağını kapatın.

Not: Sauerkraut da oda sıcaklığına ihtiyaç duyuyor. Hatta kavanozu bir kaba yerleştirerek karanlık bir yere koyun, zira ertesi gün suyu kavanozdan dışarı akmaya başlayabiliyor. Küf görürseniz önemli değil, hazır olduğunda üzerini temizleyerek tüketebilirsiniz.

4 thoughts on “VOL 1. YOLCULUK BAŞLIYOR

  1. ben de 10 yıldır irritabl , fibromiyalji ve anksiyete ile uğraşıyorum. En son yedi ay önce başladığım bir diyet (şekersiz ve beyaz unsuz) ve bifidomix ile biraz toparlanma oldu ama belli bir seviyeden sonra bir gelişme olmadı özellikle sırt ağrıları hala benimle. Nasıl bir yöntem izlemeliyim tavsiyeniz var mi

    Beğen

    • Ferit Bey merhaba,

      Yöntem için bir protokol yazmış bulunuyoruz ve bu protokol pek çok detay içeriyor, burada size aktarabilmem çok zor. Özellikle son yazımda yer verdim bir kısmına. Herkeste farklı şekillerde kendini gösterebilen bir vaka bu ve uzun süreli yaşam tarzı değişiklikleri önemli rol oynuyor. Size “şunu yapın bunu yapmayın” diyemem, sizinle ve metabolizmanızla ilgili hiç bir bilgimiz yok. Bu nedenle “Bütünsel Kandida Protokolü” ismini verdik yaklaşıma. Seminerlerimizi bu yöntemlerin nasıl izlenebileceğini aktarmak için düzenliyoruz. Dilerseniz 25 Mart’taki seminerimize buyrun, detayların üzerinden birlikte geçelim.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s