VOL. 7:”SURVIVOR” RUHU

Hayatım 1 sene içerisinde ne kadar değişebilirdi ki? Şu “kandida” denilen leydi, hayatıma nasıl bir sihirli değnekle dokunabilirdi?

2 senedir başımdan geçen her şeyi yazıyorum, anlatıyorum. “Nimet bu,” diyorum, “Düşman değil dost bu Kandida,” diye sayıklıyorum. Kadınlık, cinsellik, beden ile ilişki, beslenme, psikoloji ve teknoloji… Her alan ile iletişim kurarak elimden geldiğince, gücüm yettiğince bana sorulan tüm sorulara, yazılan tüm mail ve mesajlara cevap vermeye çalıştım. Tam 2 sene sonunda her şeye yeniden bir göz gezdirip şu an neredeyim, onu ifade etmeye niyet ettim. Çok şey var değinilecek, umuyorum kalbimde canlı olan her alana dokunabilir ve size aktarabilirim.

Kandida tüm insanlarda görülebilen bir maya-mantar cinsi. Kadın ve erkeklerde farklı şekillerde ifade buluyor. Benim hikayemde ise kendisi “vajinal mantar” olarak sahne aldı..

KANDİDA, ‘KADIN’IN YAŞAMINA IŞIK TUTAR

El yordamıyla, merakla ve araştırmayla ulaşabildiğim bilgilerle birlikte kendimi bir sürece soktum yaklaşık 1.5 sene önce. 2014, yazın başları. Dedim ki, ölüyorum ben. Bu illet çiğ çiğ, canlı canlı yiyor beni. Korkuyordum. Özgüvenim yoktu. Umutsuzdum. O zaman sahip olduğum tek şey kalbimdi, inancımdı. Bedenime güvenmiyordum ama kalbime güveniyordum. Bana, karanlıktan ışığa doğru adım attırabilecek tek kişinin kendim olduğunu biliyordum. Bana destek olan bir partnerim vardı ve bu çok kıymetliydi. Ancak çoğu zaman onun şefkat dolu kalbi dahi fayda etmiyordu. Çok yorulmuştum. Tükenmiştim.

En derin karanlığa vardığında ve artık kaybedecek bir şeyin kalmadığında yaşam sana ölümle birlikte doğumu da sunuyor. O kör kuyunun dibindeyken ve acı dolu bedenimin içerisinde kıvranıyorken kalbime koskocaman nefesler almaya niyet etmiştim. Senelerce toplumdan aldığım ve bedenime yüklediğim onca travma ve suçluluk duygusunun bas bas bağırdığını duymamak mümkün değildi. Kandida çok olağan bir sonuçtu aslında. Bu nedenle kadınlık ve kadın bedeni ile ilgili daha derin araştırmalar yapmaya yöneldim.

Şimdi ise diyebiliyorum ki, eğer bir kadın olarak yaşamınızı mahveden kandida rahatsızlığına sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, sevinin. Bedeniniz size bir şeylerin yolunda gitmediğine dair sinyaller veriyor ve bu yaşamı, Tanrı’ya kalbinizi açarak yaşamanızı hatırlatmak için sadece “farklı” bir dil kullanıyor, hepsi bu.

DURUMUMLA İLGİLİ SON HABERLER

En çok aldığım soru bu sanıyorum: “Durumunuz nedir? Kandida hala yaşıyor mu?”

Kandida, sizi sonsuza dek terk eden bir şey değil. Beden ekolojimizi oluşturan pek çok mayadan biri de kandida aslında. Siz, bedeninizdeki ekolojiyi dengede tuttuğunuz sürece kandida da maya formunda nefes almaya devam ediyor. Ancak yaşam tarzınız sizi stresli, sağlıksız bir insan haline getiriyorsa, egzersiz yapmıyorsanız, besin değeri yüksek ve temiz gıda yemiyorsanız, çok fazla karbonhidrat ve şeker alıyor, alkol ve sigara kullanıyorsanız er ya da geç bu matmazel sizi ziyaret edecektir.

Benim için 2 ziyaret gerçekleşti geçtiğimiz 1.5 yıl içerisinde. Biri 2015’in Mart ayındaydı, diğeri ise geçtiğimiz günlerde oldu. Aralık ayında kendi kendime “Kendimi şımartabilirim sanki biraz.. Az biraz pasta, az biraz şarap…” derken bu şımartmalar haftada bir kaç defaya çıkınca bir ayın sonunda akıntılarım geri geldi. Bekliyordum da zaten, zira biliyorum ki bu şekilde bir beslenme tarzı zaten bedenime uygun değil. Şeker ve alkol miktarı arttıkça sarsılmaya başladım. Bedenim gerginleşti, karamsarlaşarak endişeli bir kadına dönüşmeye başladım. Zaten artık en ufak bir değişimi bedenimde hisseder oldum, zira kandida bedeninizde normal maya haline dönüştüğünde beden farkındalığınız daha da yükseliyor, tüm işaretleri en ufak detayına kadar algılayabiliyorsunuz. Bu işaretleri gördüğümle diyetime geri döndüm ve probiyotik ve C vitamini alımımı arttırdım. Kronik bir durum olmadığı için, sadece bağışıklık sistemimi daha da iyileştirmek süreci kolaylaştırıyor. Yani küçük bir beslenme değişikliği (sabah yediğim bir dilim ekmeği bırakmak, meyveye ve bala ara vermek, kök sebzeleri bırakmak ve alkole yaklaşmamak) yeterli oluyor. Tabii ki bunlarla birlikte yoga, qi gong ve meditasyon yapmayı da arttırdım. Bir kaç günlük beden yorgunluğunun ardından her şey normale döndü. Şimdi şunu bir kere daha söyleyebilirim: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ ZAYIFLATAN BİR BESLENME TARZINIZ VARSA, BU “NORMAL” BESLENMENİZ DEĞİLDİR. “NORMAL” BESLENME, BEDENİNİZİ SAĞLIKLI KILAR.

 

Bir de kandida konusunda bana yazan ya da bire bir iletişim kuran herkesten istisnasız aldığım sorular var:

NE YİYECEĞİM?

Öyle bir yemek kültürümüz var ki, şeker ve karbonhidrat çıkarıldığında aç kalacakmışız gibi hissediyoruz. Oysa ki yağ ve protein alımını arttırdığımızda aç kalmamız olasılıksız. Ancak ekmeksiz, pilavsız ve makarnasız sofraya oturmayan bizler için aç kalma korkusu da bir o kadar olasılık dahilinde maalesef.

KANDİDA’DAN SONSUZA DEK KURTULMAK MÜMKÜN MÜ?

Kandida bedende bir hassasiyet yaratıyor kanaatindeyim. Yani bedeniniz bir defa ona elverişli olmuş ise hayatınız boyunca tetikte olmanızda fayda var. Bunu kendiniz de deneyebilirsiniz: Diyet ve gereken her şeyi uygulayın, mantarı mayaya çevirin ve bir süre sonra şeker ve karbonhidrata geri dönün bakalım ne oluyor J

  

NE KADAR SÜRE DİYET UYGULAMAM GEREKİYOR?

Kronik bir durum var ise (2-3 ayda bir ya da daha sık ataklar yaşıyorsanız) En az 1 yıl sıkı diyet öneriyorum.

TAMAMEN İYİLEŞTİKTEN SONRA DİYETE SON VEREBİLİR MİYİM?

Diyete son vermek diye bir şey yok sanki J Diyete son vermek, sağlığınıza son vermek gibi bir şey. “Diyet” dediğime bakmayın, bu aslında “normal” bir beslenme tarzı. Tabii vejetaryenseniz ya da vegansanız hayvansal ürünlere geçiş yapın demiyorum diyet süresince, ancak ağır karbonhidrat ve şekerden uzak durmak herkesin hayrına olacaktır.

Bunların hepsi bir yanda dursun, “kandida” denilen varlığın kadın için armağan olduğunu düşünüyor ve hissediyorum. Kadının kendi derinliği, yaşam amacı, farkındalığı ve içselliği açısından bir yol gösterici gibi adeta. Bastırdığı duyguları, cinselliği, sevgisi ve kendini sabote edip dram yaratarak kendisinin ve başkalarının yaşamlarını karanlığa sürüklediğini haber eden bir yabancı sanki. Bu nedenle kadınların derin çalışmalara girmesini, iç dünyalarına ışık tutmalarını ve şiddetsiz bir dil ile kendilerine empati vererek gerçek ihtiyaçlarını ifade etmeyi öğrenmelerini çok kıymetli buluyorum. “Wild Woman Academy”yi de bu nedenle kurdum. Kadınların beden farkındalıklarını güçlendirmeleri, kandida ve benzeri rahatsızlıklarını kendi yaşamlarında bir rehbere dönüştürmeleri ve kalplerini açarak varoluşlarını aşk dolu bir hale getirmelerini sağlamak için.

Umuyorum kandida her birimizin düşmanı değil dostu olsun.